Karagöz Travel   Karagöz Travel
+90 (0224) 221 87 27
Karagöz Turizm Twitter Karagöz Turizm Facebook
Türsab
Atina Mektubu

Merhaba Arkadaslar,

Yeni yılın ilk mektubunu size gavur ellerden, Atina’dan yazmak kısmet oldu. Hemde karla kapli bir Atina. Tarihinin en karli gunlerini yasayan Atina’dan. Bu sefer ki yolculugum kuru, ama soguk bir Bursa sabahinda baslamisti. Biga’ya yaklastigimizda ise kuru soguk yerini saganak yagmura birakmisti ki bu Gelibolu’ya gecisimize kadar surdu. Yagmur damlalarinin siddetle yikadigi cama zaman zaman otobusun silgecleri yetismiyordu. Lapseki’ye zamaninda yetismemize ragmen arabali vapur doldugu icin 1 saat daha beklemek zorunda kaldik hemde iskelenin tam ucunda …Turk olarak zorlama huyumuz vardir ya iste bizim soforde koca otobus girer diye arabali vapurun sadece 1 otomobil alabilecek bolumunu zorlamaya calisti ve tabi gorevliler tarafindan geri puskurtulerek iskelede kaldik. Deniz eriyen karlar ve yogun yagis dolayisiyla mavi rengini yesile ve cogu yerde de kahverengiye cevirmisti. Yolumuz uzerinde de bircok tarlalarin su altinda kaldigina ve yamaclardan asagiya onune gelen herseyi beraberinde surukleyen yeni derelerin olustuguna tanik oldum. 1 hafta once yagan kar henuz erimemisken uzerine saganak yagmurun denk gelmesi bircok yerde sel olusmasina sebep olmustu. Sabah 05:30 da gelmesi gereken otobus 40 dakika gec kalarak 06:10 da gelmisti . Sabahin o saatinde hikayeleri hic bitmeyen Gumulcine’li bir amca boru gibi sesiyle sabah yatagimda biraktigim uykumun devamini getiremeyecegimi bildiriyordu.

Otobuste ki diger yolcular genelde sessizdi ki bunlarin icinde bir de kopek vardi. Meger sabah ki gecikmenin sebebi de buymus; yok efendim kopek otobuste seyahat edemezmis yok edermis derken zafer Gumulcineli bu hafif toplu ve makyaji bol teyzenin olmustu. Kopek en onde sahibinin yaninda 2 numarali koltukta oturarak ve bazende sofore karisarak seyahatini devam ettiriyordu. Bende en onde oturuyordum ama otobus 2 katli oldugu icin neyse ki 2.katta en onde… ve kopek yolcumuzu boru sesiyle hikayelerini, heyecanla anlatan ve her turlu gelismeyi rapor eden Gumulcine’li Amca’dan ogrendim. Otobuste ki toplam yolcu sayisi 25 civarindaydi. Bundan birkac gun once bu yolculugu gerceklestiremezdik zira son zamanlarin en yogun kar yagisina maruz kalmisti Marmara ve Trakya, hele Trakya ve Kuzey Yunanistan ki kar kalinligi ile ilgili haberler insanlarin bu yolculuga cikmasina engel olurdu. “ Bundan 2 gun once buralarda en az 1 metre kar vardi simdi hep erimis “ dedi Mustafa ve amcasinin oglu Emin. Onlarda Gumulcine’de yasiyorlardi ve hem akrabalarini gormek hemde Bursa”da alisveris yapmak icin 2-3 gunlugune kacmislardi memleketlerinden Bayrami’da bahane ederek. Simdi ise eve geri donuyorlardi. Hos, sonra carsi pazar dolasmaktan kimseyi gormemislerdi ya neyse… Mustafa Gumulcine’de bir marangoz, ilkokulu bitirmis . Bir ara Istanbul’a yollamislar okusun diye ama fazla durmamis, sikilmis ve geri donmus sonra da egitim hayatini noktalamis. Eminde oyle , ona yardim ediyor. Okumamis hayata atilmis ve iste bu marangoz atolyesinde calisiyor. “Sen ne tarafa gidiyorsun “ diye sorduklarinda tabi ki hikayemiz uzun fazla derinlere dalmamak icin ‘Serez’e gidecegim” dedim. “Iskece’ de inecegim oradan Trenle Serez’e ” dedim. Tabi ki bu o bolgede yasayan Turkler icin normal degildi yani zaten bu otobuslerle cogunlukla Dedeagac, Gumulcine ve Iskece yoresinde yasayan Turkler seyahat ederdi, ustelik Serez’de de yasayan Turk kalmamisti ben oraya ne yapmaya gidiyordum? “ Serezde var mi akraban” diye sordu Emin. “Hayir” dedim “Ben oraya Yunan arkadaslarimla bulusmaya gidiyorum, daha sonra Selanik”e gidecegiz. Yolcu salonlarina su dolmus eski vapurumuzla yari kahverengi, yari mavi Canakkale Bogazini gecmis Gelibolu”ya varmistik. Bundan sonra sinira 1.5 saatlik bir yolumuz vardi. Yol boyunca heryerin sular altinda kaldigina tanik olduk, eriyen karlarin sebep oldugu sel sulari her yeri kaplamisti. Kesani gectikten sonra birkac gun once yagan karin ne kadar ciddi boyutlarda oldugunu anlamistim. Otobusumuz 3 seritli yolda makinalar tarafindan acilabilmis tek serittten gecerek yavas yavas ilerliyordu zira Kesan’dan sonra Ipsala’ya kadar olan bolumde karlar biraz erimis olmasina ragmen don vardi. Agaclar ve bitkiler muhtemelen sabah gerceklesmis yagmur ve sonrasinda ki don sonucunda birer kristal doga harikasina donusmustu.

BUZ TUTMUŞ MERİÇ NEHRİNDEN BATI TRAKYA'YA

Sinirda Turk tarafinda fazla oyalanmadik. Her zaman oldugu gibi endisemiz Yunan tarafi ile ilgiliydi. Yari donmus Meric nehrini gecerken uzerinde gittigimiz kirmizi beyaz boyali kopru yarisindan itibaren mavi beyaz olmustu ve uzerinde soguktan donarak nobet tutan askerlerin kulubelerinden kipirdamaya hic niyetleri yoktu.

Gun Noel”di. Yani Noel gecesinin tam ertesi gunu 25 Aralik …Yunan gumruk gorevlileri yerinde yoktu. Oturdugum yerden onlarin ogle yemegi yediklerini ve bir sofra etrafinda toplanmis halde ouzo”larini yudumladiklarini gorebiliyordum. Gelsin ouzolar gitsin saraplar…Oyle ya Bugun Noeldi, onlar su anda evlerinde ve sevdikleriyle sofralarda oturan ve bu onemli gunu kutlayan insanlar gibi olmasa da sinirda bunu bir nebze de olsa kutlamaliydilar. Dolayisiyla islemlerimiz cabuk yapildi. Hatta sadece Turk Pasaportu olanlari topladilar, Gumulcineli ve Iskeceli vatandaslarimizin Yunan Pasaportlari vardi ve onlar soforun verdigi listeden daha sonra giris yapilacakti. Turk pasaportu olan birkac kisiden biri olan benim icinde bu gecis zor olmamisti zira bu Yunanistan’a 10. kez girisim oluyordu. Son zamanlarda yasanan en kolay gecislerden biri sonrasi ilk duragimiz Dedeagac sehri oldu. Daha once ayni guzergahta yolcu tasiyan baska firmalar vardi fakat son yapilan anlasmalar sonucunda yolcu tasimaciligi istanbullu firmalar ve OSE Yunan demiryollari tarafindan gerceklestirilmeye baslamisti , dolayisiyla Dedeagac Tren istasyonuna da ugrayarak soforlerin belgelerini imzalatmalari gerekiyordu. Sinirdan sonra hava kapali, yer yer kar yiginlari goruluyordu ama bunlar Gumulcine’ye yaklastikca gittikce azaldi. Otobusumuz nazar degmesin saaate 50- 60 km hizla giderek bana adeta “Kendini uzme ama Iskece’de ki trene yetisemeyeceksin” mesaji veriyordu. Sorun her zamanki gibi otobusun arizali olmasiydi. Ben cok seyahat etmedim bu guzergahta ama hikayeler anlatmaya merakli Gumulcine’li Amca basta olmak uzere herkes senelerdir yaptiklari macerali yolculuklari ve anilarini anlatageldiler yolculuk boyunca. Otobusumuz Turk ve Rum koyleri arasinda ilerliyordu. Bu sirada da bazi yolcular koylerde iniyor onlari bekleyen akrabalariyla evlerine dogru gidiyorlardi. Bazi koylerde Cami ve Kiliseyi yanyana gormek mumkundu. Marangoz Mustafa “Buralarda Turkluk coktur ama Iskeceden ote az, gerci bizim buralardan bircok insan calismak amaciyla ulkenin degisik yerlerine dagilmistir” diyor. Yunan yetkililerin kabul etmek istemedigi ve Musluman Azinlik olarak bahsettigi Bati Trakya Turklerinin durumu gunumuzde eskiye gore daha rahat gorunuyor. Eskiden maruz kaldiklari baskilar biraz daha hafiflemis gibi, en azindan rahatca dolasip istediklerini yapiyorlar ama bu, durumun ilerde tersine donmeyeceginin garantisi degil elbet. Gumulcine cok hareketli bir sehir. Nufusu son yillarda yuz bine dayanmis. Restaurant ,kafetarya ve sosyal hayata dair mekanlarla dolu bir meydani var. Uzulerek soylemeliyim ama Bursa’da bu olculerde, insanlarin toplanabilecegi genis ve guzel bir meydan yok. Mustafa beni misafir etmek istiyor ozellikle gece hayatinin cok renkli oldugundan bahsediyor ve beni aksam yemegine cagiriyor. Benim ise yolum uzun ve Iskece’ye bir an once varmam gerekiyor zira gerek yol ve hava kosullarindan gerekse otobusumuz yavas geldigi icin bayagi gec kaldim. Eger rotar yapmadiysa da treni kacirmis olmaliyim. Otobus Gumulcine sehrinde Merkez Camiinin onunde duruyor. Bircok kisi burada iniyor. Bizim ise yaklasik 1 saatten az bir yolumuz var Iskece’ye. Bakalim nasil gidecegim Serez”e. Hava kararmaya basladi saat 17:00. Iskece de otobus terminalinde iniyorum. Tatil gunu olmasi sesbebiyle ortalik sakin ve kalkmaya hazirlanan tek bir otobus var o da Kavala’ya. Iceriye girip sormak lazim Drama’ya otobus varmi diye. Aklimda Drama’ya gitmek oradan da Serez’e baska bir otobus ile gitmek var. Saat 19:30’ da Drama’dan Sereze bir otobus oldugunu biliyorum. Ote yandan tren coktan gecmis olmali diye dusunuyorum. Normal sartlarda saat 16:35’te Iskece’de olmasi gerekiyor. Benim saatim ise 17:30’ u geciyor. Ben otobus terminaline dogru yururken kapida duran son otobuste kalkiyor. Bize bir Iskece gecesi mi gozukuyor dersiniz? Otobus yok. Herseye ragmen bir taksiye binip tren istasyonuna gitmeliyim. Durdurdugum taksi soforu yolda yabanci oldugumu anlayinca nereli oldugumu soruyor. Bende ona Turkiye’den geldigimi soyluyorum. Sanirim taksi soforu de butun gun sikilmis, dili dondugunce basliyor anlatmaya istanbul soyle Izmir boyle diye… Istasyona gelince de bana rehberlik yapiyor, birlikte istasyon binasina giderek tren olup olmadigini soruyoruz. O da ne tren hala gecmemis, evet inanmayacaksiniz ama tren rotar yapmis ve istasyon sefi yarim saate kadar gelecek diyor. Taksi soforu ile vedalasiyoruz , ayrilirken bana “merhaba arkadas” demeyi de ihmal etmiyor. Belli ki Iskece sehri de karli gunler gecirmis sagda solda erimemis kar yiginlari goze carpiyor. Tren gelene kadar bekleme salonunda ki sessizligi trenin gelis saatini takip eden baska yolcularla paylasiyorum. Aralarinda zaman zaman turkce konusanlar da var, buyuk ihtimalle orada yasayan Turklerden olmalilar.

İSKEÇE TREN İSTASYONUNDAYIM

Istasyon sefinin dudugu ile kucuk bir hareketlilik basliyor Iskece Tren Istasyonunda, tren geliyor, yavasliyor…fazla yolcusu yok. Bindigim vagondaki ilk kompartimana giriyorum. Yorulmusum, koltuga oturunca gozlerimi kapatiyorum. Tren raylarin uzerinde kaymaya basliyor, gecenin karanligini aydinlatan sadece durdugumuz istasyonlar ve gectigimiz yerlesim yerleri. Dalip gitmisim, koridorda avazi ciktigi kadar bagirarak konusan bir Turk Cingenesi beni uyandiriyor. Kalkip bende koridora cikiyorum. Camdan disarisini seyretmeye basliyorum. Kuzeye dogru gittikce karla kapli koyler artiyor. Bu arada esmer vatandaslarda yuksek sesle sakalasmalarini ve sohbetlerini surduruyorlar. Dayanamayarak “ne ses varmis be sende koca Trakyali diye laf atiyorum” Tabi be ya ne sanirsin “ diyerek tam bir Trakyali aksani ile bana konusuyor…Ailesi kompartimanda oturuyor. Az sonra dayanamayarak yanima geliyor ve ayakustu basliyoruz sohbete. O da sasiriyor Sereze gitmeme, kendisi buralarda is bulamadigi icin Atina yakininda bir fabrikada calistigini soyluyor. “ Teyzem vefat etti be onun icin cenazeye geldim ama izin almadim corbacidan, farketmeden donerim geriye” diyerek patronundan izinsiz Gumulcine’ye geldigini ve isinin basina dondugunu belirtiyor bana . Tren hizla ilerliyor, karla kapli Drama istasyonunda mola veriyoruz hemde karsidan gelen baska bir treni bekliyoruz. Artik Serez’e 1 saatlik bir yolculugumuz kaldi. Gecen o kadar saatten sonra 1 saatlik sure nasil olsa gecer diye dusunerek kompartimanda benimle birlikte Serez’de inecek bir ogrenci kizla sohbete basliyorum. Sohbetin konusu belli; Turkiye’ ye gelmek istediginden Istanbul’dan bahsediyor bana…Yunan halkinin cogunda bir Anadolu ozlemi bir Istanbul ozlemi bir Izmir ozlemi var… Serez istasyonu hareketli, trenin kisa molasinda bircok insan inip biniyor. Kalabaligin arasinda arkadasim Dina bana el salliyor. Serez Istasyonu bana Kirklareli’yi hatirlatiyor… Anneannemlerin mahallesini animsatan da bircok sokak ve ev var. Sehir merkezinde benim gorebildigim 3 tane cami var Osmanli doneminden kalma. Gerek istasyon binasi gerek istasyondan sehir merkezine giden yol sanki Kirklareli sehir merkezine gidiyormusum hissini veriyor bana. Serezde kar cok, 1 metreden fazla kar oldugundan bahsediyorlar. Simdi ise 40-50 cm civarinda ve her yer buz… Birkac satir yazmak isterken bu mektup Padisahin fermanindan beter oldu… Size buralarda ki yeni yil heyecanindan ve isil isil caddelerden, evlerden bahsetmek isterken neredeyse tum yolculugumu anlatirken buldum kendimi.

YUNANISTAN EURO'YA GEÇİYOR


Degisik bir donemde Yunanistandayim aslinda. Yunan Basbakaninin yeniyil aksami saat geceyarisini gecince Avrupa Birligine uye ulkeler tarafindan 2002 yili ile birlikte kullanilmasina baslanan Euro para birimini sembolik olarak bir bankanin bankamatik’inden cekmesi goruntuleri tum televizyonlarda yayinlandi. Bu an ayni zamanda Avrupa’nin en eski para birimi Drahmi’yi de gecmise gomuyordu. Yunan halki hala bunu hazmedemiyor. Ama kolay degil Avrupa Birligi uyesi olmak buna da katlanacaksiniz artik. En azindan bizler gibi oyalanmiyorsunuz, her isinize karisilmiyor Avrupa Birligine gireceksiniz diye. Hos bizim hic bir zaman girecegimiz yok ya…Maksat gundem bos kalmasin. Bundan 55 –60 yil once Turkiye ekonomisi rahat ve hicbiryere borcu harci yokken o zaman savastan yeni cikmis Yunan halki acliktan ve ekonomik sikintidan zor gunler geciriyordu. O donemde bircok Rum Istanbul basta olmak uzere Turkiye’ye is bulmak ve calismak amaciyla geliyordu. Birde gunumuzdeki duruma bakalim. Televizyonu ne zaman acsaniz, Turkiyenin degisik limanlarindan kalkmis hurda yigini gemiler veya balikci tekneleri ile yuzlerce insan kapagi Yunan adalarina veya Yunanistan’a atmaya calisiyor. Bunlarin icinde Uzakdogulusu, Arabi oldugu kadar Turklerde var. Bu bircogumuzun gorupte derinliklerine inmedigimiz bir konu aslinda. Yurdumuzda insanlar ac, insanlar bencillesmis durumda dolayisiyla sosyal bir insan olarak yasamanin gereklerine ait bircok guzelligi de coktan unutmusuz veya ikinci ucuncu plana atmisiz. Bu degisim sureci daha ne kadar surecek bilemiyorum. Atina’yi bu son ziyaretimde daha once hic gormedigim kadar gocmen gordugumu soylemeliyim. Bazi meydanlarda yerel halktan cok uzakdogulu insanlarin oldugunu gozlemledim. Ote yandan da bu insanlarin ulkeye hemen kabul edilmedikleri izlenimi verilmesine karsin aslinda Yunan Devlet politikasina gore kabul edildikleri ve daha sonra cocuklarinin daha kucuk yaslardan itibaren Yunan okullarinda egitim almaya baslayarak bir nevi Yunanistan nufusuna katki yapildigini ogrendim. Bir zaman sonra Yunan halkina benzemeyen Filipinli, Hintli uzakdogulu yunanca konusan Yunan vatandasi yapilmis insanlarin nufusunun 1 milyonu gectigini duyarsaniz sasirmamalisiniz.

Yunanistan’in nufusunun artirilmasi amaciyla ailelere farkli tesvik kampanyalari duzenlendigini de konu acilmisken sizlere soylemeliyim. 3 cocuktan sonra 4.cocugu olan ailelerin neredeyse yari fiyatina denebilecek indirimlerle araba sahibi olduklarini Selanik’te oturan bir arkadasimin ailesinden biliyorum. Belki de bu konuda da bizden ogrenecekleri bazi seyler var.

Laf lafi acti ve nerelere kadar geldim. Bu acele yazdigim mektubumda olan hatalardan ozellikle klavye ( Yunan klavye J ) ‘den kaynaklanan hatalarimin kusuruna bakmayin. Dahah anlatacak cok seyim vardi ama onlarda baska mektuba kalsin.

Bu mektubu burada noktalamak istiyorum. Az sonra yuruyuse cikacagim. Atina’da gece ve kar nasil oluyor bakalim… Karli Atina’dan cektigim birkac kare yakinda Bursa’da olacak, umarim bir aksam hep birlikte oturup Karli Atina fotograflarina bakariz…Bu arada insallah bugun kapali olan El. Venezelios havaalani yarin veya sali gunu acilir. Yoksa ….. Eyvaaaaaahhhhhh…….

Yazı ve Fotoğraflar Uğur ÇELİKKOL / 06.01.2002

Türsab  Türkiye

Karagöz Travel Facebook Karagöz Travel Twitter

Gizlilik Politikası  Kullanım Şartları  Hesap Numaralarımız  Ödeme Şartları  İş Başvurusu

© 2015 Karagöz Turizm ve Seyahat Acentası

Profornet